15
Apr

rüya 14.04.2012

İş toplantısı. Hayatın bayağı boyutlarından uzaklaşmış görünen, çok başarılı olduğundan emin olduğum bir ekip zevkle tasarlanmış bir sunum yapıyor. Hayranlıkla izliyorum. Yaptıkları işin, dış görünüşlerindeki özensizliği gölgede bıraktığını, hatta bu özensizliğe anlam kattığını görüyorum. Hayranlığımın kıskançlığa benzeyen hiçbir yönü yok. Alçak karanlık boşluklar açmak yerine kararlılık ve adanmışlıkla yüksek yaratılar sunan güzel insanlara karşı sıkça duyduğum bir hayranlıktır bu.

Sunuma ara veriliyor ve hemen sağımda oturan, sunumu yöneten genç adam dizüstü bilgisayarından müzik çalmaya başlıyor. Sesler daha önce hiç duymadığım bir güzellikte düzenlenmiş. Bir süre sesimi çıkarmadan müziğe yoğunlaşarak anlamaya çalışıyorum. Ardından adamla sohbet ediyoruz. Müzisyenin kim olduğunu söyledi mi, hatırlamıyorum, fakat daha başka müziklerle beraber benimle paylaşacağını anlıyorum.

Bu sırada bayan iş arkadaşım sunumun çalışma saatlerinin sonrasına sarkabileceğini, havanın çok bozuk olduğunu söylüyor, eve gitmemin sorun olup olmayacağını soruyor. Araban yoksa seni bırakabilirim, diyor. Yol üzerinde sert bir yokuş bulunduğundan, bu yokuşu bir şekilde aşabileceğinden bahsediyor. Teşekkür ediyorum, arabamın olduğunu, eve dönmemin sorun olmayacağını söylüyorum. Beni düşünmesi ve bana önem vermesi, bu teklifiyle ince bir güç gösterisinde bulunması çok hoşuma gidiyor. Sunum devam ediyor.

01
Apr

Aydın Esen - Induan

Boğaz’da, büyük kanatları olan bir vapurdayım. Sıradan seyrimize devam ederken ancak bir gösteri ya da savaş uçağından beklenebilecek hızla sağa sola yatarak sert dönüşler yapmaya başlıyoruz. Sakinim. Bir yana yattığımızda vapurun bacası suyla doluyor, diğer yana yatarken boşalıyor bacaya dolan su. Kaptan, bacayı soğutmak için bu sert dönüşleri yapar, diyorum.

Yatıp kalkmaların sayısı artıyor. Kalabalık bir kıyıya ulaşıyoruz. İnsanlar çırpınıyor paniğin içinde yüzen bir adamın yanından kötü dalgalarla geçiyor vapur. Bu adam öldü, diyorum.

Kıyıya iyice yanaştığımız sırada karada bile rüya sayılacak hafiflikle kıyıya atlıyorum. Adam ölmemiş, öğreniyorum.

Büyük bir süpermarkete giriyorum. Sabun reyonuna yaklaştığım sırada, elimde tuttuğum bir dilim karpuz kabuğuna işaret ederek karşımda duran Erdoğan’a sesleniyorum: “Size bir soru soracağım, fakat sorumu karpuz kabuğuna yazdım, kusura bakmayın.” Davranışımdaki gereksiz ve yapmacık saygı, uyandığımda beni çok rahatsız ediyor. (Kişiliğimin hoşuma gitmeyen yönlerini rüyalarımda görürüm, ve kurtulmaya çabalarım bu yönlerden.) Cevap olarak, bir çuvalı doldurabilecek sayıda sabunu mavi bir çöp torbasına dolduruyor Erdoğan, torbayı büzüyor, ağzıyla vakumlayarak onca sabunu, kaskatı ve boşluksuz görünen sabunu küçültüyor. Vakumlanmış, minicik kalmış torbayı geri alıyorum. Akıl daralması, diyorum.

Rüya imgelerinin her birisini günlük hayatımın detaylarına bağlayabiliyorum. Rüya sıradanlaşıyor.

29
Mar

2303032

Bu odada, sabahın erken saatlerinde, boşluğun ortasında, tek başıma otururken rahatlık, düşünce tutarlılığı, yaşama devam etmek isteği ve süreklilik deneyimlerken aynı odanın aynı boşluğunda, akşam saatlerinde, tedirgin edici bir ağırlık kuşatıyor beni. Kalabalığın sesinin şiddeti aynı anda yükseliyor ve alçalıyor aynı anda şiddeti sesinin kalabalığın. İnsanın tahmin edilebilirlik olasılığını olduğundan büyük görmeye çabalıyorum. Tahmin edilebilir insanlar yaşantıma yepyeni bir doyum getirecek sanıyorum.

Nerede ve nereye gitmekte olduğumu çok iyi biliyorum ve hiç bilmiyorum. Bu, sana tanıdık geliyor. Senin gözünden kendimi görüyorum. Gerçekten, senin gözünden, kendimi görüyorum. Aynı anda benim gözümden kendini görmen mümkün, ama sen gösteriyi kaçırmakta ısrar ediyorsun.

Yirmibirinci yüzyılın gündelik yaşantısında, büyük olasılıkla herkes gibi, görünürde yaşanan gerçekliğe derinlemesine koşut bir yüzeyde düşünüyor, hissediyor, değerlendiriyor, hesaplıyor ve kaydediyorum. Birbirimizi, bir an için, bu derinlikte fark ediyoruz. Bu fark ediş bizi yakınlaştırmıyor - kalabalığın inatla dışladığı derinlikte karşılaşmak toplumdışı bırakıyor bizi, utançla ve korkuyla uzaklaşıyoruz birbirimizden.

25
Mar

Uzun zamandır bu günlüğü hayata geçirmek istiyordum. Sürdürdüğüm yoğun çalışma sizlerle iletişimde bulunmama engel değil, fakat değişim dönemlerimde paylaşımda bulunmakta zorlanıyorum. Sessizliğimin durağanlık anlamına gelmediğini bilmenizi istiyorum.

Hastayım Sana’nın yayınlanmasından kısa bir süre sonra 2012 sonbaharında yayınlayacağım ilk albümümün kayıtlarına başladık. Davullar yine Dave Weckl tarafından çalınıyor ve kaydediliyor. Weckl’la çalışmanın bana öğrettikleri başka bir yazının konusu olmalı.

Sağ tarafta şu sıralar ilgimi çeken müzikleri ve okuduklarımı bulabilirsiniz. Yeni müzikler ve yazılar keşfettikçe paylaşmaya devam edeceğim.

Hastayım Sana’ya gösterdiğiniz ilgi için hepinize teşekkürler. Albümün sizi hayalkırıklığına uğratmayacağına inanıyorum.

Sevgiler,

Kutsal

Loading Music

ƕ

Roger Scruton
Beauty - A Very Short Introduction

In seeing something as an "end in itself", I immortalize it, lift it out of the world of practical concerns, mystify its connection to society, and to the process of production and consumption on which human life depends.
...
More generally the idea of aesthetic encourages us to believe that by isolating objects from their use, and purifying them of the economic conditions that produces them or which tied them to human interests, we somehow see what they truly are and what they truly mean.
...
Indeed, the first thing you might learn, in considering jokes, is that Marcel Duchamp's urinal was one - quite a good one first time round, corny by the time of Andy Warhol's Brillo boxes and downright stupid today.

Ϫ

boards of canada - roygbiv
allen stone - unaware

jessi ware - running
jessi ware - running (disclosure remix)
laurent garnier - man with the red face (mark knight & funkagenda remix)

Upcoming Shows

twitter

Facebook